TUS KAMPINA BAKIŞ AÇISI NASIL OLMALIDIR ?

Cevapla
Bilgi Bilek Büker
Onur Üyesi
Mesajlar: 52
Kayıt: Cmt Eyl 02, 2017 3:56 pm
Reputation: 173

TUS KAMPINA BAKIŞ AÇISI NASIL OLMALIDIR ?

Mesaj gönderen Bilgi Bilek Büker » Çrş Eyl 27, 2017 10:32 am

TUS KAMPINA BAKIŞ AÇISI NASIL OLMALIDIR ?
Merhabalar. Tus kampına gidecek arkadaşlar için bir yazı kaleme almayı uygun buldum. Faydalı olması dileğiyle.

Kampa gitme olayını sadece anlatılan dersi tekrar edebilmek, derse devam etmek ve motivasyon açısından düşünmeyin
gidecekseniz eğer öncelikle bunları etkileyecek dış etmenleri halledin. Bunun için ilk koşul barınma, yeme-içme, temel ihtiyaçları karşılama düzeyinde yeterli bir ortam bulmanızdır. Çünkü kamp esnasında evden gidip gelmekle orda otel vb. bir yer bulup kalmak arasında çok fark vardır. İlk satırlara böyle başlamamın sebebi ise kendimin bu nedenlerle sınav kaybetmiş olmamdandır.

Kamp süreci kısa sürede bolus tarzda bilginin verildiği; 6 yıllık eğitimin aslında özeti şeklinde geçen bir süreçtir. Bu süreçte en önemli nokta derslere düzenli devam edebilmek ve 21 gün boyunca günde 10 saate yakın bir dinleme performansı gösterebilmektir. Ancak bu kadarı elbette yeterli olmaz. Sonrasında tekrar & soru yapılması dinlenilen dersin bir anlam ifade etmesi için şarttır. Temel bilimler için özellikle de anatomi, fizyoloji, biyokimya, farmakoloji gibi derslerde tekrar sorudan çok daha gereklidir. Çünkü tüm gün ders dinledikten sonra mental yorgunluk ve yetiştirme anksiyetinizi de hesaba katarsak tekrarınız muhtemelen spot spot şeklinde olacaktır -doğrusu da budur- ve bu yüzden de anlatıcının gün içinde üzerinde durduğu noktaları tekrar etmek daha fayda getirir. Vakit kalırsa eğer deneme şeklinde soru bakmak konu konu soru bakmaktan daha iyidir. Çünkü denemeyle derse tepeden bakmış olursunuz. Diğer türlü örneğin anatomiden 50 tane kaslarla ilgili soru çözeceğinize onun yerine yaklaşık 4 tane tüm konuları içine alan anatomi denemesi çözerseniz kendi seviyenizi daha iyi görür ve beklentileriniz şekillendirmek daha kolay olur. Özellikle vakit kalırsa eğer farmakoloji için son gün yada önceki birkaç gün içinde hızlı bir tekrar sınav için fazladan 3-4 soruya kadar katkı sağlayabilir. Patoloji ve mikrobiyoloji ise temel bilimler içinde tekrarı ve aşinalığı nispeten daha kolay derslerdir ancak yine bu 2 temel ders için de soru yerine tekrar etmeyi öneririm. Klinik dersler için ilk olarak kabul edilmesi gereken şey kampın bilmediğiniz bir konuda öğrenme anlamında katkı sağlamasını beklemek yanlış olur -özellikle de pediatri ve dahilye için-. Çünkü klinik bilginin bir pişme, olgunlaşma süresi vardır. Netler temeldeki gibi kolay kolay yükselmez o yüzden kamptan klinik bilimler anlamında izlenecek yol semptom - hastalık ilişkisinin üzerine odaklanmak ve uzun paragraf içindeki can alıcı kelimeyi yakalamaya çalışmak olmalıdır. Örneğin sağ kalp yetmezliği demek için hepatomegali, venöz dolgunluk gibi kelimelere dikkat çekmek, dispneden sol kalp yetmezliği düşünebilmek. Buda dersi anlatan hocanın anlattığı kadarına bakmak, tanıda yorum yaptığı kadarına yorum yapmak, soruda kullandığı kelimeler üzerinden tekrarı yapmak. Bu mantık özellikle de anatomi, fizyoloji, biyokimya, küçük stajlar, kadın doğum gibi dahiliye ve pediatriye göre daha ezber bilgi isteyen branşlarda çok işe yarar. Bilhassa küçük stajlar kamp zamanında epey açığı kapatılabilecek bir derstir ve bu toplamda 25 soruya denk gelir. Bu açıdan kampta küçük stajlarda iyi bir hoca sadece kampta neredeyse tüm soruları gayet net yakalayabilir. Dahiliye ve pediatri için kampta net artışı elde etmek önceki çalışma performansınız ve yeterli soru çözmeniz ile çok ilişkilidir. Yeterli tekrar ve soruyla pekiştirilmiş bir dahiliye ve pediatri sizi kampta hiç yormaz dinler geçersiniz. Aksi takdirde soru açığınız var ise bu açığın kampta 2 günlük ders anlatımıyla kapanmasını umut etmeyiniz. Bildiğini sağlam bilmek her şeyden biraz bilmekten iyidir.

Şimdi ikinci kısma gelelim. Şu ana kadar anlattıklarım temel olarak sürecin işleyişiyle alakalıydı. İlk olarak şu cümleyle başlamak istiyorum. Kampa gitmek yerleşeceğinin garantisi değildir. Çevrede bir takım rehberlik yapmaya çalışan hekim arkadaşların tavsiyelerini dinledikçe kamp algısını ve sürecini yanlış aktardıklarını görüyorum. Kampta gidenlere “kazanacaksın zaten” imajı oturtmaya çalışılıyor bu şekilde. Yani tusiyer bir şekilde kazanacağına inandırılmaya çalışılıyor. Oysa her tusiyer bilmeli ki tus sadece kamp zamanından ibaret değil. Ne kadar ekmek o kadar köfte. Öncesinde heybende sağlam bir birikim olacak ki beklentilerini yüksek tutabilesin. Dostum; lütfen kampın kapısından içeri girdiğinde kendinden beklentilerinde mütevazi ol.

Birkaç nokta dikkatimi çekti dinlediklerimden. Orda rehberlik yapan arkadaşları dinleyenler arasında 70’lik adam da var. 45’lika damda var. İkisine aynı sözler söylenemez. Genele hitap edici sözler dersiniz ama her derse kaç gün verileceği, derslerin sıralaması, kimin yandal sorularına bakması kimin bakmaması gerektiği gibi çok kritik bilgiler 70’lik ve 45’lik bakışlara aynı anda verilmemeli. Örneğin son dinlediğim kampa gidilmesini de tavsiye eden hekim arkadaş biyokimya için çok iç açıcı konuştu. 3 gün verin akabinde son 10 yılın tus sorularına bakın 20’ye yakın yaparsınız dedi. Oysa olaya daha profesyonel yaklaşmak gerekiyor. Tus biyokimya da 22 soru gelir. Adam 5 tekrar atar, kampta 5 tekrarın üstüne 1 kez de adam akıllı dinler akşamında tekrar da eder. O kişi de en fazla 20 hadi taş çatlasa 21 yapacaktır. Yani seni orda daha önce 1 sefer ya da neredeyse hiç doğru düzgün biyokimya okumamış olan kişi de dinliyor ve maalesef o arkadaşımız buna inanıyor. Kendine sorması lazım o arkadaşın şimdiye kadar 5 tekrar atanla aramda en fazla 1 net mi oynayacak diye. Peki şimdi sen bir tusiyer olarak; kampa gitmeyi düşünen bir tusiyer olarak düşün bakalım. Sabahtan 10 saat ders dinleyecen akşam tekrar edeceksin yetmedi birde son 10 yılın sorularını çözeceksin. Bunu yapabiliyorsan zaten harika ötesi bir kondisyonun vardır. Şimdi tusa bıraksak soruları parçalarsın. Peki kendine sor bu noktada “ben bunun ne kadarını yetiştirebilirim?” eğer bunun seni zirveye çalışacağına inanır ama yetiştiremezsen bir sonraki güne “eksik bıraktım” hissi ile uyanırsınız. Bu çok kötü bir histir. Bir parçası eksik gibi gelir insana. Tamamlamak için ruh sağa sola bakar durur.

Kendin olduğun kadarını hedeflemek hem daha iyi hissettirir hem de bir özsaygı biçimidir. Kimse kampa turbo insan olarak gitmiyor. 1 ay, 3 ay, 6 ay önceki sen ne isen hala o sun bunun farkındalığıyla hedeflerini belirle. Tus için geçmişte verdiğin emeği koy masaya sonra kamp planını ve hayallerini öyle şekillendir.

Amacım asla konuşma yapan hekim arkadaşları eleştirmek değil. Yaptığı programlarla faydalı olduğu onlarca insan vardır. Ancak insanlar tus zamanı hele hele sınava bu kadar az bir süre kala her denilenden umutlanıyor, onunda kendisine gül bahçesi sunulacak sanıyor. Kamp dönemi herhangi bir 20 gününüzden daha farklı değil. Buna inanın ve rahat olun. Gözünüzde büyütmeyin. Hayatımız sınav ama asla sınav hayatımız değil.

Kampa nasıl bakılmalı?
Hiç ama hiç temelim yok kampa gitmeli miyim?
Bir kez okudum bir kez de tekrar ettim 60-65 bandındayım yetiyor da kampa gitmeli miyim?
Çok iyi çalıştım 70 civarı yapıyorum. Hiç de altına düşmedim kampa gitmeli miyim?
Çalışırken sıkıldım. Aslında kampta rölantiye alırım geçer gider günler. Hem kopmamış olurum süreçten kampa gitmeli miyim?
Birkaç dersi çok iyi çalıştım lakin hiç bakamadıklarımda var. Kampa gitmeli miyim?


Sonu Kampa gitmeli miyim? İle biten epey bir soru da siz ekleyin şimdi…
Bu soruların ya da ekleyeceğiniz onlarca sorunun hiçbirinin cevabı “evet git” ya da “hayır gitme” değildir.
Neden mi bak şimdi dostum ilk soruyu ele alalım. (Ben sadece ilk soruya bakış açımı yansıtacağım olaya yaklaşımı kavratmak için)

Hiç ama hiç temelim yok kampa gitmeli miyim? Hiç temelim yok demeyeceksin bir kere. İnsanoğlunun kulağına sıfırdan başlama hissi güzel geliyor. Bu bir özgüven eksikliği belirtisidir. Çünkü elinde olanlara güveni yok. Elinde ki bir bilgi dahi olsa onu içine, aklına ya da yaşantısına işletememiş yok sayıyor bilmesine rağmen. O yüzden hiçbir temelim yok cümlesi ancak dışardan birini tusa girmesi durumunda kullanılır. Yoksa 6 yıl tıp okumuş birinde bu cümle şık durmaz.
Muhtemelen şu an da anatomi, fizyoloji, biyokimya ve farmakoloji gibi çoğunluğu salt ezber olan derslerde net sayısı çok aşağılardadır. Kamp süresinde bu saydığım 4 ders toplam 8 günde anlatılır. Yani bu kadar ezberi bu kadar ezberi 8 gün gibi -ki çoğu dinlemekle geçecek ve bunları tekrar için ciddi bir zamanınız olmayacak- kısa sürede bolus olarak almak ne kadar verimli olacak ya da sınava ne kadarını yansıtacaksınız tartışılır. Ayrıca o bilgi yükü içerisinde akşama ilgili dersin tekrarını yapacak bir motivasyonunuzun da kalması gerekir. Evet anatomi ve farmakoloji gibi dersleri tusiyerler genelde son 2-3 günde sınavda kolay hatırlamak için bakarlar. Fakat bu tekrarın sınavda yüz güldürmesi için öncesinde de çalışma olmalıdır. Bu gerçeklik farkında kampa gidip çitayı ona göre ayarlamak gerekir.
Kişi ben derma, çrs, ftr istiyorum ee elimde de bir birikim yok bu tus olmayacak derse zaten kampa gitse bile inanmıyor olacağına. O ortamın havası boğacaktır onu bu kişi gitmesin. Ya da derma, çrs isteyen bu aynı kişi ben yüksek puan istiyorum kampa bir gideyim bir tur tüm derslerin üstünden geçmiş olurum. Zaten beklentim yok. Kafam rahat ders dinlerim, bakabildiğim kadar bakarım. Kampta yeterli kondisyon sağlar, sonrasında ilk sınav için daha sıkı çalışırım. Bakın bu kişi ne yaptı kampı kendine başlangıç noktası seçti. Oradaki hocaları, ortamı, kaygılı tusiyerleri, masayı, sırayı hatta teneffüste sıraya girip kantinden alacağı nescafeyi bile kendine destekçi yaptı. örneğin Gerçekten kimileri bir türlü başlayamamaktan çok muzdarip, bir dikiş tutturamamaktan çok dertli böyleleri aradıkları o başlangıç noktasını, o desteği kampta bulabilirler. Şimdi aynı kişi aynı hedefler ama kampa gitme konusunda bambaşka 2 yol çıktı. O yüzden en iyi kararı en güzel kararı beklentileriniz ve heybenizdekilerle verirsiniz.

Rehberlik kişiyi bir dünya kabul edip, o dünyada bir tek o kişi varmış gibi kabul edip neye yakın olduğunu bulup öyle yönlendirmektir. Yoksa her rehberlik bireyseldir. Tus için için mezuna, intörne, evliye, bekara, çocukluya aynı program verilemez aynı yol çizilemez aynı beklentilere sahip olsalar bile yapılmaz bu. Hatta evli ve çocuklu tusiyerin kadın ya da erkek olmasına göre bile çok değişir vereceğiniz rehberlik.

Kampta ekstrem başarılar / başarısızlıklar çok kişiseldir ve bu başarılar /başarısızlıklar geneli yansıtmaz. Yani birinin beklenmedik kamp başarısı /başarısızlığı aynısını uyguladığınızda size de nasip olacak / başınıza gelecek diye bir şey yok.

Ne karar verirseniz verin sizi hep gülümsetsin. Unutmayın hiçbir sınav sonucu sarılabildiğiniz hayırlı bir eş, dünya tatlısı bir evlat, ne olursan ol arkanda dağ gibi duran bir ana-baba kadar gülümsetemez sizi. Şu sınav için ayrı kaldığınız tüm sevdiklerinizin kalem tutan kıymetli ellerinizde hakkı var. Sizde o kalemi kendiniz için olmasa bile size sabreden onlar için bırakmayın ve sonuna kadar gidin. Bu sizin onlar için göstereceğiniz çok ulvi bir harekettir.

Saygılar...



Romica
Mesajlar: 6
Kayıt: Pzt Eki 16, 2017 10:01 am
Reputation: 3

Mesaj gönderen Romica » Cum Kas 17, 2017 12:44 pm

yazılarınız çok güzel insanı motive ediyor. Çok teşekkür ederim

napiya
Mesajlar: 2
Kayıt: Prş Eyl 07, 2017 2:01 am
Reputation: 0

Mesaj gönderen napiya » Çrş Kas 22, 2017 4:17 pm

yazılarınızın gerçekçiliği moralimi yerine getiriyor hocam.. elinize sağlık.

dermatologtan
Mesajlar: 3
Kayıt: Çrş Eyl 20, 2017 8:40 pm
Reputation: 0

Mesaj gönderen dermatologtan » Cum Mar 09, 2018 5:08 pm

gerçekten çok güzel bir yazıydı

dr_baticon
Mesajlar: 10
Kayıt: Cmt Nis 22, 2017 10:11 pm
Reputation: 0

Mesaj gönderen dr_baticon » Cum Mar 09, 2018 8:27 pm

Güzel yazı teşekkürler

Kullanıcı avatarı
trunchgiller
VIP
Mesajlar: 58
Kayıt: Pzr May 07, 2017 10:28 pm
Reputation: 402
Konum: ordu

Mesaj gönderen trunchgiller » Sal Nis 03, 2018 7:27 pm

Bilgi Bilek Büker yazdı:
Çrş Eyl 27, 2017 10:32 am
TUS KAMPINA BAKIŞ AÇISI NASIL OLMALIDIR ?
Merhabalar. Tus kampına gidecek arkadaşlar için bir yazı kaleme almayı uygun buldum. Faydalı olması dileğiyle.

Kampa gitme olayını sadece anlatılan dersi tekrar edebilmek, derse devam etmek ve motivasyon açısından düşünmeyin
gidecekseniz eğer öncelikle bunları etkileyecek dış etmenleri halledin. Bunun için ilk koşul barınma, yeme-içme, temel ihtiyaçları karşılama düzeyinde yeterli bir ortam bulmanızdır. Çünkü kamp esnasında evden gidip gelmekle orda otel vb. bir yer bulup kalmak arasında çok fark vardır. İlk satırlara böyle başlamamın sebebi ise kendimin bu nedenlerle sınav kaybetmiş olmamdandır.

Kamp süreci kısa sürede bolus tarzda bilginin verildiği; 6 yıllık eğitimin aslında özeti şeklinde geçen bir süreçtir. Bu süreçte en önemli nokta derslere düzenli devam edebilmek ve 21 gün boyunca günde 10 saate yakın bir dinleme performansı gösterebilmektir. Ancak bu kadarı elbette yeterli olmaz. Sonrasında tekrar & soru yapılması dinlenilen dersin bir anlam ifade etmesi için şarttır. Temel bilimler için özellikle de anatomi, fizyoloji, biyokimya, farmakoloji gibi derslerde tekrar sorudan çok daha gereklidir. Çünkü tüm gün ders dinledikten sonra mental yorgunluk ve yetiştirme anksiyetinizi de hesaba katarsak tekrarınız muhtemelen spot spot şeklinde olacaktır -doğrusu da budur- ve bu yüzden de anlatıcının gün içinde üzerinde durduğu noktaları tekrar etmek daha fayda getirir. Vakit kalırsa eğer deneme şeklinde soru bakmak konu konu soru bakmaktan daha iyidir. Çünkü denemeyle derse tepeden bakmış olursunuz. Diğer türlü örneğin anatomiden 50 tane kaslarla ilgili soru çözeceğinize onun yerine yaklaşık 4 tane tüm konuları içine alan anatomi denemesi çözerseniz kendi seviyenizi daha iyi görür ve beklentileriniz şekillendirmek daha kolay olur. Özellikle vakit kalırsa eğer farmakoloji için son gün yada önceki birkaç gün içinde hızlı bir tekrar sınav için fazladan 3-4 soruya kadar katkı sağlayabilir. Patoloji ve mikrobiyoloji ise temel bilimler içinde tekrarı ve aşinalığı nispeten daha kolay derslerdir ancak yine bu 2 temel ders için de soru yerine tekrar etmeyi öneririm. Klinik dersler için ilk olarak kabul edilmesi gereken şey kampın bilmediğiniz bir konuda öğrenme anlamında katkı sağlamasını beklemek yanlış olur -özellikle de pediatri ve dahilye için-. Çünkü klinik bilginin bir pişme, olgunlaşma süresi vardır. Netler temeldeki gibi kolay kolay yükselmez o yüzden kamptan klinik bilimler anlamında izlenecek yol semptom - hastalık ilişkisinin üzerine odaklanmak ve uzun paragraf içindeki can alıcı kelimeyi yakalamaya çalışmak olmalıdır. Örneğin sağ kalp yetmezliği demek için hepatomegali, venöz dolgunluk gibi kelimelere dikkat çekmek, dispneden sol kalp yetmezliği düşünebilmek. Buda dersi anlatan hocanın anlattığı kadarına bakmak, tanıda yorum yaptığı kadarına yorum yapmak, soruda kullandığı kelimeler üzerinden tekrarı yapmak. Bu mantık özellikle de anatomi, fizyoloji, biyokimya, küçük stajlar, kadın doğum gibi dahiliye ve pediatriye göre daha ezber bilgi isteyen branşlarda çok işe yarar. Bilhassa küçük stajlar kamp zamanında epey açığı kapatılabilecek bir derstir ve bu toplamda 25 soruya denk gelir. Bu açıdan kampta küçük stajlarda iyi bir hoca sadece kampta neredeyse tüm soruları gayet net yakalayabilir. Dahiliye ve pediatri için kampta net artışı elde etmek önceki çalışma performansınız ve yeterli soru çözmeniz ile çok ilişkilidir. Yeterli tekrar ve soruyla pekiştirilmiş bir dahiliye ve pediatri sizi kampta hiç yormaz dinler geçersiniz. Aksi takdirde soru açığınız var ise bu açığın kampta 2 günlük ders anlatımıyla kapanmasını umut etmeyiniz. Bildiğini sağlam bilmek her şeyden biraz bilmekten iyidir.

Şimdi ikinci kısma gelelim. Şu ana kadar anlattıklarım temel olarak sürecin işleyişiyle alakalıydı. İlk olarak şu cümleyle başlamak istiyorum. Kampa gitmek yerleşeceğinin garantisi değildir. Çevrede bir takım rehberlik yapmaya çalışan hekim arkadaşların tavsiyelerini dinledikçe kamp algısını ve sürecini yanlış aktardıklarını görüyorum. Kampta gidenlere “kazanacaksın zaten” imajı oturtmaya çalışılıyor bu şekilde. Yani tusiyer bir şekilde kazanacağına inandırılmaya çalışılıyor. Oysa her tusiyer bilmeli ki tus sadece kamp zamanından ibaret değil. Ne kadar ekmek o kadar köfte. Öncesinde heybende sağlam bir birikim olacak ki beklentilerini yüksek tutabilesin. Dostum; lütfen kampın kapısından içeri girdiğinde kendinden beklentilerinde mütevazi ol.

Birkaç nokta dikkatimi çekti dinlediklerimden. Orda rehberlik yapan arkadaşları dinleyenler arasında 70’lik adam da var. 45’lika damda var. İkisine aynı sözler söylenemez. Genele hitap edici sözler dersiniz ama her derse kaç gün verileceği, derslerin sıralaması, kimin yandal sorularına bakması kimin bakmaması gerektiği gibi çok kritik bilgiler 70’lik ve 45’lik bakışlara aynı anda verilmemeli. Örneğin son dinlediğim kampa gidilmesini de tavsiye eden hekim arkadaş biyokimya için çok iç açıcı konuştu. 3 gün verin akabinde son 10 yılın tus sorularına bakın 20’ye yakın yaparsınız dedi. Oysa olaya daha profesyonel yaklaşmak gerekiyor. Tus biyokimya da 22 soru gelir. Adam 5 tekrar atar, kampta 5 tekrarın üstüne 1 kez de adam akıllı dinler akşamında tekrar da eder. O kişi de en fazla 20 hadi taş çatlasa 21 yapacaktır. Yani seni orda daha önce 1 sefer ya da neredeyse hiç doğru düzgün biyokimya okumamış olan kişi de dinliyor ve maalesef o arkadaşımız buna inanıyor. Kendine sorması lazım o arkadaşın şimdiye kadar 5 tekrar atanla aramda en fazla 1 net mi oynayacak diye. Peki şimdi sen bir tusiyer olarak; kampa gitmeyi düşünen bir tusiyer olarak düşün bakalım. Sabahtan 10 saat ders dinleyecen akşam tekrar edeceksin yetmedi birde son 10 yılın sorularını çözeceksin. Bunu yapabiliyorsan zaten harika ötesi bir kondisyonun vardır. Şimdi tusa bıraksak soruları parçalarsın. Peki kendine sor bu noktada “ben bunun ne kadarını yetiştirebilirim?” eğer bunun seni zirveye çalışacağına inanır ama yetiştiremezsen bir sonraki güne “eksik bıraktım” hissi ile uyanırsınız. Bu çok kötü bir histir. Bir parçası eksik gibi gelir insana. Tamamlamak için ruh sağa sola bakar durur.

Kendin olduğun kadarını hedeflemek hem daha iyi hissettirir hem de bir özsaygı biçimidir. Kimse kampa turbo insan olarak gitmiyor. 1 ay, 3 ay, 6 ay önceki sen ne isen hala o sun bunun farkındalığıyla hedeflerini belirle. Tus için geçmişte verdiğin emeği koy masaya sonra kamp planını ve hayallerini öyle şekillendir.

Amacım asla konuşma yapan hekim arkadaşları eleştirmek değil. Yaptığı programlarla faydalı olduğu onlarca insan vardır. Ancak insanlar tus zamanı hele hele sınava bu kadar az bir süre kala her denilenden umutlanıyor, onunda kendisine gül bahçesi sunulacak sanıyor. Kamp dönemi herhangi bir 20 gününüzden daha farklı değil. Buna inanın ve rahat olun. Gözünüzde büyütmeyin. Hayatımız sınav ama asla sınav hayatımız değil.

Kampa nasıl bakılmalı?
Hiç ama hiç temelim yok kampa gitmeli miyim?
Bir kez okudum bir kez de tekrar ettim 60-65 bandındayım yetiyor da kampa gitmeli miyim?
Çok iyi çalıştım 70 civarı yapıyorum. Hiç de altına düşmedim kampa gitmeli miyim?
Çalışırken sıkıldım. Aslında kampta rölantiye alırım geçer gider günler. Hem kopmamış olurum süreçten kampa gitmeli miyim?
Birkaç dersi çok iyi çalıştım lakin hiç bakamadıklarımda var. Kampa gitmeli miyim?


Sonu Kampa gitmeli miyim? İle biten epey bir soru da siz ekleyin şimdi…
Bu soruların ya da ekleyeceğiniz onlarca sorunun hiçbirinin cevabı “evet git” ya da “hayır gitme” değildir.
Neden mi bak şimdi dostum ilk soruyu ele alalım. (Ben sadece ilk soruya bakış açımı yansıtacağım olaya yaklaşımı kavratmak için)

Hiç ama hiç temelim yok kampa gitmeli miyim? Hiç temelim yok demeyeceksin bir kere. İnsanoğlunun kulağına sıfırdan başlama hissi güzel geliyor. Bu bir özgüven eksikliği belirtisidir. Çünkü elinde olanlara güveni yok. Elinde ki bir bilgi dahi olsa onu içine, aklına ya da yaşantısına işletememiş yok sayıyor bilmesine rağmen. O yüzden hiçbir temelim yok cümlesi ancak dışardan birini tusa girmesi durumunda kullanılır. Yoksa 6 yıl tıp okumuş birinde bu cümle şık durmaz.
Muhtemelen şu an da anatomi, fizyoloji, biyokimya ve farmakoloji gibi çoğunluğu salt ezber olan derslerde net sayısı çok aşağılardadır. Kamp süresinde bu saydığım 4 ders toplam 8 günde anlatılır. Yani bu kadar ezberi bu kadar ezberi 8 gün gibi -ki çoğu dinlemekle geçecek ve bunları tekrar için ciddi bir zamanınız olmayacak- kısa sürede bolus olarak almak ne kadar verimli olacak ya da sınava ne kadarını yansıtacaksınız tartışılır. Ayrıca o bilgi yükü içerisinde akşama ilgili dersin tekrarını yapacak bir motivasyonunuzun da kalması gerekir. Evet anatomi ve farmakoloji gibi dersleri tusiyerler genelde son 2-3 günde sınavda kolay hatırlamak için bakarlar. Fakat bu tekrarın sınavda yüz güldürmesi için öncesinde de çalışma olmalıdır. Bu gerçeklik farkında kampa gidip çitayı ona göre ayarlamak gerekir.
Kişi ben derma, çrs, ftr istiyorum ee elimde de bir birikim yok bu tus olmayacak derse zaten kampa gitse bile inanmıyor olacağına. O ortamın havası boğacaktır onu bu kişi gitmesin. Ya da derma, çrs isteyen bu aynı kişi ben yüksek puan istiyorum kampa bir gideyim bir tur tüm derslerin üstünden geçmiş olurum. Zaten beklentim yok. Kafam rahat ders dinlerim, bakabildiğim kadar bakarım. Kampta yeterli kondisyon sağlar, sonrasında ilk sınav için daha sıkı çalışırım. Bakın bu kişi ne yaptı kampı kendine başlangıç noktası seçti. Oradaki hocaları, ortamı, kaygılı tusiyerleri, masayı, sırayı hatta teneffüste sıraya girip kantinden alacağı nescafeyi bile kendine destekçi yaptı. örneğin Gerçekten kimileri bir türlü başlayamamaktan çok muzdarip, bir dikiş tutturamamaktan çok dertli böyleleri aradıkları o başlangıç noktasını, o desteği kampta bulabilirler. Şimdi aynı kişi aynı hedefler ama kampa gitme konusunda bambaşka 2 yol çıktı. O yüzden en iyi kararı en güzel kararı beklentileriniz ve heybenizdekilerle verirsiniz.

Rehberlik kişiyi bir dünya kabul edip, o dünyada bir tek o kişi varmış gibi kabul edip neye yakın olduğunu bulup öyle yönlendirmektir. Yoksa her rehberlik bireyseldir. Tus için için mezuna, intörne, evliye, bekara, çocukluya aynı program verilemez aynı yol çizilemez aynı beklentilere sahip olsalar bile yapılmaz bu. Hatta evli ve çocuklu tusiyerin kadın ya da erkek olmasına göre bile çok değişir vereceğiniz rehberlik.

Kampta ekstrem başarılar / başarısızlıklar çok kişiseldir ve bu başarılar /başarısızlıklar geneli yansıtmaz. Yani birinin beklenmedik kamp başarısı /başarısızlığı aynısını uyguladığınızda size de nasip olacak / başınıza gelecek diye bir şey yok.

Ne karar verirseniz verin sizi hep gülümsetsin. Unutmayın hiçbir sınav sonucu sarılabildiğiniz hayırlı bir eş, dünya tatlısı bir evlat, ne olursan ol arkanda dağ gibi duran bir ana-baba kadar gülümsetemez sizi. Şu sınav için ayrı kaldığınız tüm sevdiklerinizin kalem tutan kıymetli ellerinizde hakkı var. Sizde o kalemi kendiniz için olmasa bile size sabreden onlar için bırakmayın ve sonuna kadar gidin. Bu sizin onlar için göstereceğiniz çok ulvi bir harekettir.

Saygılar...
Değerli hocam her paylaşımınızı keyifle okuyorum. Kaleminize sağlık, Yüreğinize sağlık...

Kullanıcı avatarı
keyfiegitim
Mesajlar: 74
Kayıt: Çrş Eki 04, 2017 3:55 pm
Reputation: 33

Mesaj gönderen keyfiegitim » Sal Nis 03, 2018 8:47 pm

Tavsiyeleriniz için teşekkürler hocam. Akıcı bilgilendirici bir yazı olmuş

Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“Köşe yazılarım” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir